Ada İnceleme: Michael Bay'in kaçışı düşünmekten önemli saydığı ütopya
Bazen bir bilimkurgu filmi güzel bir soru sorar, sonra Michael Bay sahneye çıkıp o soruyu havaya uçurur. Ada tam olarak böyle bir film. İlk bir saati şaşırtıcı derecede soğuk ve tedirgin edici bir distopya, ardından parıltılı, metal gürültüsüyle dolu bir kovalamacaya dönüşüyor. Bu yüzden hem sinir bozucu hem keyifli; aradan yirmi yıl geçmesine rağmen hâlâ yeniden izlenmesinin sebebi de bu.
Zekice bir fikir, akıldan çıkmayan bir ilk perde ve nefes kesen aksiyon sahneleri var; ama filmin ikinci yarısı kendi temasından çok piroteknik gösteriye güveniyor.
Film bilgileri
| Original | The Island |
|---|---|
| Türkiye'de vizyon tarihi | 2.9.2005 |
| Yönetmen | Michael Bay |
| Oyuncular | Ewan McGregor, Scarlett Johansson, Djimon Hounsou, Sean Bean, Steve Buscemi, Michael Clarke Duncan |
| Tür | Aksiyon filmleri, Gerilim filmleri, Bilim kurgu filmleri |
| Süre | 136 dk |
| Ülke | Amerikan filmleri |
Beyaz kıyafetler, steril koridorlar ve bir vaat
Spoiler vermeden anlatayım: Lincoln 6-Echo ve Jordan-2 Delta, yüzlerce kişiyle birlikte kapalı ve sıkı denetlenen bir tesiste yaşıyor. Herkes aynı şeyi bekliyor: Dünya'da yaşanabilir tek yer olarak kalan Ada'ya gitmek için kurada adlarının çıkmasını. Bu piyango topluluğun umudu, gündelik hayatın anlamı ve elbette denetimin en rahat aracı.
Ama Lincoln soru sormaya başlıyor. Kendisi ve dünya hakkında bildiğini sandığı her şeyin yalan olduğunu, Ada masalının da en acımasız aldatmaca olduğunu fark ediyor. Ölü olarak, canlı olduklarından daha değerli olduklarını öğrendiğinde Jordan'la birlikte kaçıyor. Daha fazlasını söylemeyeceğim, çünkü filmin ilk üçte birinin asıl gücü, şüpheyi damla damla akıtmasında.
Temel kurgu, bilimkurgunun klasik mirasından geliyor: kusursuz görünen kapalı bir toplum ve çatlaklarını fark eden tek bir meraklı insan. Tanıdık bir motif, ama işe yarıyor ve filmin başında gerçekten boğucu bir hava var.
Ewan McGregor ve Scarlett Johansson: çarkın içinde iki saf ruh
Ewan McGregor, Lincoln rolü için çok isabetli bir seçim. İçinde çocuksu bir merak, çekingen ve berrak bir bakış var; bu adamın gerçek dünyayı hiç görmediğine hemen inanıyoruz. Trainspotting ve Star Wars ön üçlemesinden sonra burada bambaşka bir yüzünü gösteriyor: daha az rahat, çok daha kırılgan.
Scarlett Johansson, Jordan olarak biraz daha az malzemeyle yetinmek zorunda kalıyor, ama varlığı yine de güçlü. O dönem kariyeri hızla yükseliyordu ve bu belli oluyor: kamera ona bayılıyor, o da senaryo kendisini bir patlamadan ötekine koşturup dururken bile küçük bir mimiğe ağırlık katmayı biliyor.
Yardımcı oyuncu kadrosu inanılmaz. Sean Bean, Dr. Bernard Merrick olarak soğuk bir nezaketle oynuyor ve bir Sean Bean karakterinden beklediğimiz kadar güvenilmez. Djimon Hounsou'nun Albert Laurent'i disiplinli, sert bir figür ve beklenmedik ölçüde katmanlı bir hal alıyor. Steve Buscemi, James 'Mac' McCord olarak filmin en iyi mizah kaynağı: her repliği steril dekorların arasında bir nefes temiz hava gibi. Michael Clarke Duncan ise Starkweather rolünde kısa ama unutulmaz bir görünüm sergiliyor; bir sahneden bu kadar az sürede bu kadar çok insanlık çıkarabilen pek kimse yok.
Yavaşlamayı bilmeyen Michael Bay
Michael Bay'i tanıtmaya gerek yok: Kaya, Armageddon ve Bad Boys'tan sonra herkes ondan ne alacağını biliyor. Doygun renkler, sürekli hareket eden kamera, metal, cam, kıvılcım, ağır çekim. Ada'nın ilginç yanı, yönetmenin ilk saatte kendini frenliyor gibi görünmesi. Tesisteki sahneler soğuk, neredeyse klinik ve bu temaya çok uyuyor: beyaz üniformalar, kontrollü beslenme, her şeyi izleyen sistem gerçek bir distopya havası yaratıyor.
Sonra kaçış başlıyor ve Bay kendini salıveriyor. Film buradan itibaren başka bir türe geçiyor: otoyol kovalamacaları, havada uçuşan parçalar, akıl almaz boyutta yıkım. Bu sahneler teknik olarak büyüleyici, çoğu zaman insanın ağzı kelimenin tam anlamıyla açık kalıyor. Yalnız bu arada filmin başta ne anlatmak istediğini unutup gidiyoruz.
Filmin gerçekten uçtuğu yerler
- İlk perde. Kapalı dünyanın tanıtımı sıkı, gizemli ve tedirgin edici; filmin en güçlü bölümü.
- Aksiyon. Bay burada zirvede: büyük kovalamacaların ritmi, kurgu ve ses aynı anda vuruyor.
- Oyuncu kadrosu. McGregor, Johansson, Bean, Hounsou, Buscemi ve Duncan bir arada; bir yaz bilimkurgu aksiyonunda böyle bir ekip pek görülmez.
- Tema. İnsan hayatının değeri, sömürü, yalan üzerine kurulu mutluluk: bunlar bugün de güncel sorular, belki her zamankinden daha da güncel.
Havanın tükendiği yerler
Sorun şu ki 136 dakikalık süre dengesiz dağılmış. Film felsefi sorular ortaya atıyor, sonra onları sonuna kadar düşünmek yerine her seferinde yeni bir aksiyon sahnesiyle kenara itiyor. İlk saati sürükleyen etik ikilem, ikinci yarıda daha çok arka plan gürültüsüne dönüşüyor ve ara sıra bir iki cümleyle hatırlanıyor.
Filmin havası da gidip geliyor: soğuk, düşündürücü distopya birden gürültülü, parlak, yer yer reklam filmini andıran bir estetiğe dönüşüyor. Bundan rahatsız olanlar için ikinci perde yorucu olabilir. Olmayanlar ise ilgiyi bir an bile düşürmeyen, ustalıkla çekilmiş, tempolu bir film izliyor.
Yirmi yıl sonra: nasıl yaşlandı?
Şaşırtıcı derecede iyi. Dijital efektlerle pratik yıkımın karışımı bugün de ikna edici; steril gelecekle gerçek, tozlu, gürültülü dış dünyanın karşı karşıya getirilmesi de son derece güçlü bir görsel fikir. Bir insan hayatının, birine para kazandırdığında ne kadar değerli olduğu sorusu ise körelmek yerine daha da keskinleşti.
Tuhaf ama Ada, yeniden izlendiğinde yalnızca aksiyonuyla hatırlanmayan az sayıdaki Bay filminden biri. İçinde daha iyi, daha zeki bir filmin izi var ve bu iz zaman zaman patlamaların dumanının arasından görünüyor. Filmi bugün de ilginç kılan şey bu iz.
Kimlere öneriyoruz?
- Tam sana göre, eğer: Gösterişli, büyük bütçeli bilimkurgu aksiyonunu sevenler ve distopik bir fikrin yanında sağlam kovalamacalar da görmekten hoşlananlar için. Ewan McGregor ve Scarlett Johansson hayranları için kaçırılmaması gereken bir film.
- Pas geçsen iyi olur, eğer: Derin, yavaş yavaş açılan felsefi bir bilimkurgu bekleyenler ikinci yarıda hayal kırıklığına uğrayacak. Michael Bay tarzını sevmeyenler de bu filmle fikir değiştirmeyecek.
Beğendiysen bunlara da göz at: Gattaca (1997), Logan's Run (1976), Azınlık Raporu (2002), Beni Asla Bırakma (2010), Kaya (1996)
Sıkça sorulan sorular
Ada filminin konusu ne?
Lincoln 6-Echo ve Jordan-2 Delta sıkı denetlenen bir tesiste yaşıyor ve Dünya'daki son yaşanabilir yer olan Ada'ya gitmek için seçilmeyi umuyor. Lincoln her şeyin yalan olduğunu fark ediyor ve ölü olarak canlı olduklarından daha değerli olduklarını öğrendikten sonra Jordan'la birlikte kaçıyor.
Ada kaç dakika?
Film 136 dakika sürüyor.
Ada filminin yönetmeni kim?
Filmi Michael Bay yönetti.
Ada Türkiye'de ne zaman vizyona girdi?
Film Türkiye'de 2 Eylül 2005'te vizyona girdi.
Ada filminde kimler oynuyor?
Başrollerde Ewan McGregor ve Scarlett Johansson var; onlara Djimon Hounsou, Sean Bean, Steve Buscemi ve Michael Clarke Duncan eşlik ediyor.
Lincoln'le birlikte kaçış trenine biniyor musun?
Evet, ama neye bindiğini bil. Ada harika başlayan bir distopya; yolun yarısında aksiyon filmi olmaya karar veriyor ve Michael Bay bu kararı tüm gücüyle uyguluyor. Boş bir akşamda hem tempolu ve gösterişli hem de biraz düşündüren bir bilimkurgu arıyorsan, çok daha kötü bir seçim yapabilirdin. Sadece sonunda da başındaki kadar zeki olmasını bekleme. Puanım: 7/10, bunun tam bir puanı Steve Buscemi'ye ait.
