Titane inceleme: Metal, et ve akıldan çıkmayan bir film
Bazı filmleri siz izlersiniz, bazı filmler ise sizi izler. Julia Ducournau'nun Titane'ı kesinlikle ikinci türden. 108 dakika boyunca boğazınızı sıkıyor, sonra öyle bir bırakıyor ki izini günlerce hissediyorsunuz. Kelimenin rahat anlamıyla eğlenceli bir film değil, ama tam da bu yüzden üzerine konuşmak gerekiyor.
Vahşi, tuhaf ve şaşırtıcı derecede şefkatli bir beden korkusu filmi. Seyirciyi ikiye bölüyor, ama filmin frekansını yakalayan kişi hayatının en cesur sinema deneyimlerinden birini yaşıyor.
Film bilgileri
| Yönetmen | Julia Ducournau |
|---|---|
| Oyuncular | Vincent Lindon, Agathe Rousselle, Garance Marillier, Laïs Salameh, Mara Cissé, Marin Judas |
| Tür | Dramalar, Gerilim filmleri, Korku filmleri |
| Süre | 108 dk |
| Ülke | Belçika filmleri, Fransız filmleri |
Titane neyi anlatıyor, anlatılabilirse tabii?
Film daha adıyla sahayı belirliyor. Titanyum korozyona dayanan, ısıya meydan okuyan, çekme dayanımı son derece yüksek bir metal; bu yüzden tıpta metal protezlerde kullanılıyor. Metalle insan bedeninin iç içe geçtiği bu imge filmin baştan sona omurgasını oluşturuyor ve dürüst olmak gerekirse önceden bundan fazlasını açık etmeye değmez.
Söylenebilecek olan şu: merkezde Agathe Rousselle'in canlandırdığı karakter var ve jenerik onu çok şey anlatan bir şekilde adlandırıyor: Alexia / Adrien. Bu çift isim bile kimlik, beden ve cinsiyet meselelerinin burada bir dekor değil, filmin bel kemiği olduğunu sezdiriyor. Yanında Vincent Lindon, Vincent rolünde; ikisi arasında yavaş yavaş açılan ilişki de filmin duygusal çekirdeğini oluşturuyor.
Titane, öğle arasında iş arkadaşlarınıza konusunu özetleyebileceğiniz türden bir film değil. Bir hikâyeden çok bir deneyim: atmosferlerin, şok edici görüntülerin ve beklenmedik sessiz anların ardı ardına dizildiği bir yolculuk. Doğrusal, mantıkla örülmüş bir gerilim bekleyen hayal kırıklığına uğrayacak. Direksiyonu bırakmaya razı olanı ise müthiş bir sürüş bekliyor.
Julia Ducournau: Fransız beden korkusunun büyük ustası
Ducournau'nun Grave (Raw) filmini izleyenler için adı tek başına hem bir uyarı hem bir vaat. O filmde genç bir kızın bedeninin ve arzularının ürkütücü dönüşümünü öyle bir güçle anlatmıştı ki seyircilerin bir kısmı gösterimlerde kelimenin tam anlamıyla fenalaşmıştı. Titane aynı yolu sürdürüyor, sadece daha vahşi ve daha da az tavize yer vererek.
Ducournau'yu asıl özel kılan şok değil, şokun ardında her zaman derinden insani bir şeyin bulunması. Onun sinemasında beden yalnızca dağılan ya da dönüşen bir et değil, bir soru: Bedenimiz bize itaat etmiyorsa biz kimiz? Birine ait olmak ne demek? Titane'da bu ikilik daha da keskin, çünkü en acımasız anların hemen yanında en dokunaklıları duruyor.
Yönetmen olarak inanılmaz derecede kendinden emin. Her kare bilinçli, renkler, ışık ve kurgunun ritmi neredeyse hipnotik. Bu filmi sevmeyebilirsiniz, ama kimse Ducournau'nun ne yaptığını tam olarak bilmediğini söyleyemez.
Agathe Rousselle ve Vincent Lindon: İki beden, tek mücadele
Agathe Rousselle'in performansı, yıllar sonra bile konuşulacak türden, ilk büyük çıkış niteliğinde bir oyunculuk. Rolü hem fiziksel hem ruhsal açıdan uç noktalarda; çoğu zaman neredeyse tek kelime etmeden her şeyi aktarması gerekiyor ve bunu ürkütücü bir yoğunlukla başarıyor. Aynı anda korkutucu, acınası ve dokunaklı; filmi sürükleyen de bu üçlü hâl.
Vincent Lindon Fransız sinemasının en güvenilir, en saygın oyuncularından biri ve burada bambaşka, şaşırtıcı bir yüzünü gösteriyor. Karakteri, bedenini yorulmak bilmeden çalıştıran sert bir adam izlenimi veriyor, ama altında derinden yaralı bir insan saklı. Lindon asla abartmıyor; tek bir bakışla başkalarının bir monologla anlatabileceğinden fazlasını söylüyor. İkisinin birlikte olduğu sahneler filmin en güçlü anları.
Yan rollerde Ducournau'nun önceki filmi Grave'in başrol oyuncusu Garance Marillier de beliriyor; yönetmenin hayranları için onu yeniden bu dünyada görmek ayrı bir keyif. Kadroyu Laïs Salameh, Mara Cissé, Marin Judas, Diong-Kéba Tacu ve Adrien'in annesini canlandıran Myriem Akheddiou tamamlıyor.
Büyüleyen yanlar: Görüntü, ses ve cesaret
Titane görsel olarak birinci sınıf. Yağlı, neon ışıklı, metalik dünya aynı anda hem güzel hem itici; film de bu gerilimle bilinçli olarak oynuyor. Ducournau bedeni ve makineleri sanki aynı maddenin iki ayrı biçimiymiş gibi çekiyor ve bu görsel fikir yavaş yavaş izleyicinin derisinin altına sızıyor.
Ses tasarımı da en az o kadar güçlü. Kükreyen motorlar, kemiklerin ve metalin çıkardığı sesler, ani sessizlikler; hepsi gördüğünüzü fiziksel olarak da hissetmeniz için orada. Kulaklıkla ya da iyi bir salonda izlemek ayrı bir deneyim; evde, gözünüz yarı yarıya telefondayken izlerseniz ise gücünün büyük kısmını yitiriyor.
- En büyük erdemi: film hiçbir konuda kendini frenlemiyor.
- Sürprizi: şokun ardında gerçek, acı veren bir şefkat saklı.
- Üslubu: bir an bile başka bir yönetmenin işiyle karıştırılamıyor.
Metal nerede bükülüyor?
Titane'ın kusursuz olduğunu söylersem dürüst olmam. Filmin ilk ve ikinci yarısı belirgin biçimde farklı bir tempoda ve farklı bir tonda ilerliyor; bu geçiş birçok izleyiciyi filmden koparacak. Vahşi, acımasız açılıştan sonra aynı ritmi bekleyen biri devamını yavaş bulabilir.
Mantık da filmin güçlü yanı değil. Ducournau rasyonel bir anlatıdan çok rüya mantığıyla çalışıyor; her kıvrımda bunun nasıl mümkün olduğunu soran biri filmden keyif almayacak. Hikâyeye diğer unsurlardan daha düşük puan vermemin sebebi de bu: sembolizm zengin, ama hikâye yer yer görüntülere ve duygulara bir bahaneden ibaret kalıyor.
Bir de en bariz risk var elbette: bu, yetişkinlere yönelik, son derece grafik bir film. İçinde pek çok kişinin gözlerini kapatarak atlatacağı birkaç sahne var ve bu bir nezaket uyarısı değil. Bedensel yaralanmaların açık açık gösterilmesine dayanamayan biri için Titane tam bir işkence olacak.
Kimlere öneriyoruz?
- Tam sana göre, eğer: Sınırları zorlayan Avrupa auteur sinemasını ve beden korkusunu sevenler; Grave ya da Cronenberg filmlerinden kaçmak yerine onlara hayran kalanlar için.
- Pas geçsen iyi olur, eğer: Akşam hafif bir kaçamak arayanlar, grafik şiddete ve bedensel yaralanmalara dayanamayanlar ya da her filmden net, mantıklı bir hikâye bekleyenler kesinlikle uzak dursun.
Beğendiysen bunlara da göz at: Grave (2016), Crash (1996), Tetsuo: The Iron Man (1989), Videodrome (1983), Under the Skin (2013)
Sıkça sorulan sorular
Titane filminin yönetmeni kim?
Titane, daha önce Grave (Raw) filmiyle tanınan Fransız yönetmen Julia Ducournau'nun imzasını taşıyor.
Titane kaç dakika?
Filmin süresi 108 dakika.
Titane çocuklarla izlenebilir mi?
Hayır. Çok grafik şiddet ve bedensel yaralanma sahneleri içeren, yetişkinlere yönelik bir film; çocuklarla ve ergenlerle kesinlikle izlemeyin.
Titane'da kimler oynuyor?
Başrollerde Agathe Rousselle (Alexia / Adrien) ve Vincent Lindon (Vincent) var; onlara Garance Marillier, Laïs Salameh, Mara Cissé, Marin Judas, Diong-Kéba Tacu ve Myriem Akheddiou eşlik ediyor.
Titane hangi türde bir film?
Dram, gerilim ve korkuyu güçlü beden korkusu öğeleriyle harmanlayan bir Belçika-Fransa ortak yapımı.
Titane'ın pençesine dayanabilir misin?
Titane herkesi memnun etmeye çalışmıyor ve en büyük gücü de bu. Julia Ducournau aynı anda kışkırtan, tiksindiren ve dokunan bir film çekmiş; Agathe Rousselle ve Vincent Lindon ise öyle performanslar sergiliyor ki ardından ılık, ortalama filmlere dönmek zor geliyor. Midenize güveniyorsanız ve alışılmadık, rüya gibi bir deneyime açıksanız, kaçırılmaması gereken bir film. Emin değilseniz önce bir fragman izleyin ve kendinize karşı dürüst olun: film fragmandan çok daha sert. Benim cevabım açık bir evet; metalin izi günlerce üzerimden gitmedi.
