Kinoster
TR ▾

İnceleme · Vizyon tarihi: 16.3.2007

Rocky Balboa incelemesi: Yaşlı aslan son bir kez ringe çıkıyor

Amerikan filmleriDramalarAksiyon filmleriSpor filmleriDevam filmleri

Her efsanenin hayatında bir an gelir: Ya onuruyla kenara çekilir ya da neden efsane olduğunu son bir kez kanıtlar. Sylvester Stallone 2006'da ikinci yolu seçti ve ortaya Rocky Balboa çıktı. Sessiz, hüzünlü ama yine de yumrukları sıkarak izlediğiniz bir film. Altmışına dayanmış Stallone'un yeniden eldivenleri giyeceği haberine gülüp geçenler, büyük ihtimalle bu filmi henüz izlememiştir.

7,7/10
Puan
Rocky Balboa, ikonik bir karaktere yakışan, yüreği kocaman bir veda. Bir boks filminden çok yalnızlık ve yaşlanma üzerine bir dram.
Hikâye
7
Oyunculuk
8
Yönetmenlik
7
Görsellik
7
Müzik ve ses
8
Duygular
9

Genel puan, altı kriterin ortalamasıdır.

Film bilgileri

Türkiye'de vizyon tarihi16.3.2007
YönetmenSylvester Stallone
OyuncularSylvester Stallone, Burt Young, Antonio Tarver, Geraldine Hughes, Milo Ventimiglia, Tony Burton
TürDramalar, Aksiyon filmleri
Süre102 dk
ÜlkeAmerikan filmleri

Rocky Balboa neyi anlatıyor? (Spoiler yok)

Rocky Balboa artık bütün Philadelphia'nın adıyla seslendiği o genç, aç gözlü boksör değil. Küçük bir restoranın sahibi. Müşterilerine eski maçlarını anlatmaktan keyif alıyor ama kendisi şan şöhret günlerini pek düşünmüyor. Yalnız yaşıyor, eşini yıllar önce toprağa vermiş, oğluyla arası da iyi değil. Artık planlardan çok anılarla yaşayan bir adam.

Derken bir fırsat çıkıyor karşısına. Elli yaşını geçmiş, yalnız ve parasız Rocky, yeniden ışıkların altına çıkıyor ve ağır sıklet dünya şampiyonu Mason "The Line" Dixon'ın karşısına dikiliyor. Şansı var mı? Film bunu açıkça söylüyor: Elbette yok. Ve Rocky elbette yine de deniyor, üstelik oğlunun desteğiyle. Kurgu bu kadar ve açıkçası bu kadarı yetiyor da. Rocky filmleri hiçbir zaman dolambaçlı hikâyeleriyle ünlü olmadı. Asıl güçleri, sade bir insan hikâyesini öyle anlatmaları ki izleyici koltuğunda otururken bile yumruğunu havaya kaldırıyor.

Stallone nihayet yine kendisi

Sylvester Stallone burada birden fazla şapka takıyor: Karakteri o yazdı, filmi o yönetti ve Rocky'yi de o oynuyor. Bu tür bir yaratıcı kontrol çoğu zaman bir kibir projesine dönüşür, ama burada bambaşka bir şey oluyor. Stallone bu adamın kim olduğunu çok iyi anlıyor ve onu bir kahraman gibi göstermeye çalışmıyor. Rocky sakar, biraz utangaç, duygusal ve içinde onu sevmemeyi imkânsız kılan bir hüzün taşıyor.

Stallone'un oyunculuğu ölçülü, hatta neredeyse kırılgan. Rambo'nun ve seksenlerin aksiyon ikonunun yerine burada zamanın elinden kayıp gittiğini bilen, geriye kalanla ne yapacağını tam kestiremeyen yaşlanan bir adam görüyoruz. Bu, nadiren karşılaştığımız bir Stallone ve varlığı pek çok eleştirmeni şaşırttı. Beni de.

Köşedeki eski ve yeni yüzler

Yan karakterler arasında Burt Young, Paulie Pennino rolünde yine o huysuz, sevimli ve biraz acınası kayınbiraderi canlandırıyor. Onsuz bir Rocky evreni düşünülemez. İkilinin arasındaki ilişki filmin en insani katmanlarından biri: Aynı kayıpla birbirine bağlı, yaşlanan iki adam.

Milo Ventimiglia, Rocky'nin oğlu Robert Balboa Jr.'ı oynuyor ve baba oğul çatışması filmin duygusal omurgasını oluşturuyor. Ventimiglia, efsanevi bir babanın gölgesinde kendi hayatını kurmaya çalışan genç adamı iyi yansıtıyor. Bu gerilim gerçek hissettiriyor, senaryonun bir aksesuarı gibi durmuyor. Geraldine Hughes, Marie rolünde sessiz ve sıcak bir varlık. Tony Burton ise Tony 'Duke' Evers olarak hazırlık sahnelerini gerçekten etkili kılan o antrenör sertliğini getiriyor.

Rakip Mason "The Line" Dixon rolünde ise Antonio Tarver var ve ringde son derece inandırıcı. En katmanlı karakter değil, ama bu bir Rocky filminde neredeyse türün kuralı: Rakip kendi başına bir dramdan çok, aşılması gereken engelin vücut bulmuş hali.

Asıl işleyen şey: Maçtan önceki sessizlik

Rocky Balboa'nın en büyük sürprizi, filmin büyük kısmının ringde geçmemesi. Stallone karaktere zaman tanıyor: Philadelphia sokaklarında yürümesine, sohbet etmesine, hatırlamasına, yas tutmasına izin veriyor. Bu sahneler yavaş, zaman zaman fazla duygusal, ama sonundaki maçı bu kadar güçlü kılan da tam olarak bu. Bir boksörü değil, o noktaya kadar tanıdığımız bir insanı destekliyoruz.

Bill Conti'nin efsanevi Rocky teması da filmin içinde öylece duruyor ve çalmaya başladığında bir şey hissetmeyecek kadar kinik bir izleyici yok.

Biraz acıtan yer: Klişeleri nakavt etmek mümkün değil

Kendimizi kandırmayalım: Rocky Balboa son derece tahmin edilebilir bir film. Daha önce bir spor dramı izlemiş olan herkes hangi iniş çıkışların geleceğini çok iyi bilir ve film bunu değiştirmeye de uğraşmıyor. Diyaloglar bazen görüntülerin zaten anlattığını fazlasıyla açık açık söylüyor ve bazı sahneler dramdan çok motivasyon konuşması gibi duruyor.

Orta bölüm de biraz dağılıyor. İlk saatte film zaman zaman sadece oyalanıyor ve aksiyon bekleyen izleyicinin sabrı tükenebilir. Ama dürüst olalım: Bir Rocky filmine oturan kimse sürpriz için oturmaz. O hissi yaşamak için oturur ve bu film sonunda o hissi eksiksiz veriyor.

Kimlere öneriyoruz?

Beğendiysen bunlara da göz at: Rocky (1976), Creed (2015), Şampiyon (The Wrestler, 2008), Milyon Dolarlık Bebek (2004), Dövüşçü (The Fighter, 2010)

Sıkça sorulan sorular

Rocky Balboa neyi anlatıyor?

Elli yaşını geçmiş, yalnız yaşayan ve Philadelphia'da bir restoran işleten Rocky Balboa, önüne çıkan bir fırsatla yeniden ringe dönüyor ve ağır sıklet dünya şampiyonu Mason "The Line" Dixon'a meydan okuyor.

Rocky Balboa kaç dakika?

Film 102 dakika sürüyor.

Rocky Balboa Türkiye'de ne zaman vizyona girdi?

Film Türkiye'de 16 Mart 2007'de vizyona girdi.

Rocky Balboa'yı kim yönetti?

Filmi, başrolde Rocky Balboa'yı da canlandıran Sylvester Stallone yönetti.

Rocky'nin oğlunu kim oynuyor?

Robert Balboa Jr.'ı Milo Ventimiglia canlandırıyor.

Rocky ile son bir kez eldiven giymeye değer mi?

Evet, hem de sadece nostalji için değil. Rocky Balboa serinin en iyi filmi değil, ilk film dokunulmazlığını koruyor, ama serinin en olgun ve en samimi halkası. Stallone burada eski zaferleri yeniden satmaya çalışmıyor. Alkışlar dindiğinde bir insandan geriye ne kaldığını gösteriyor. Tahmin edilebilir, yer yer biraz fazla duygusal ama yürekten gelen bir film ve sonunda tam olması gereken yere vuruyor. Yağmurlu bir akşam kendinize biraz daha inanmanızı sağlayacak bir şey arıyorsanız, bundan daha iyi bir seçim bulmak zor.

Puan: 7,7/10 · Hikâye 7 · Oyunculuk 8 · Yönetmenlik 7 · Görsellik 7 · Müzik ve ses 8 · Duygular 9