Kinoster
TR ▾

İnceleme · Vizyon tarihi: 28.2.2014

Son Kalan inceleme: Peter Berg'ün Hindukuş dağlarındaki savaş filmi kimseye acımıyor

Amerikan filmleriSavaş filmleriAksiyon filmleriDramalarGerçek hikayeye dayananHayatta kalma filmleri

Bazı savaş filmlerini izlersiniz, bazılarını ise kelimenin en iyi anlamıyla çekersiniz. Son Kalan ikinci türden. Peter Berg iki saat boyunca sizi resmen kayalardan aşağı yuvarlıyor ve dayanıp dayanamayacağınızı hiç sormuyor. Kusursuz bir film değil ama bedeninizde bıraktığı izi bir süre üzerinizden atamıyorsunuz.

8,0/10
Puan
Acımasızca fiziksel, iyi işlenmiş bir savaş filmi. Dağ yamacında rakipsiz, ama vatansever ağdalılıkta zaman zaman dozu kaçırıyor.
Hikâye
7
Oyunculuk
8
Yönetmenlik
8
Görsellik
8
Müzik ve ses
9
Duygular
8

Genel puan, altı kriterin ortalamasıdır.

Film bilgileri

OriginalLone Survivor
Türkiye'de vizyon tarihi28.2.2014
YönetmenPeter Berg
OyuncularMark Wahlberg, Taylor Kitsch, Emile Hirsch, Ben Foster, Eric Bana, Ali Suliman
TürSavaş filmleri, Aksiyon filmleri, Dramalar
Süre121 dk
ÜlkeAmerikan filmleri

Dört adam, bir dağ ve plan olarak kalmayan bir plan

Kurgu basit ve tam da bu yüzden işliyor. 28 Haziran 2005'te dört Navy SEAL askeri, Afganistan'ın Hindukuş bölgesinde gizli ve tehlikeli bir göreve gönderiliyor. Operasyonun kod adı Kırmızı Kanatlar, hedef ise üst düzey Taliban liderlerini etkisiz hale getirmek. Kâğıt üzerinde hızlı ve temiz bir iş. Gerçekte işler ters gidiyor, ekip düşman kuvvetlerinin saldırısına uğruyor ve dört asker kısa sürede, hayatta kalma şansları neredeyse sıfırken, kendi başlarına kalıyor.

Önceden bilmeniz gereken bu kadar, bence bu kadarı da yeter. Film sürprizlerine değil, olayların üzerinize nasıl çöktüğüne yaslanıyor. Hem orijinal adı Lone Survivor hem de Türkçe adı yeterince açık konuşuyor; yani mesele ne olacağı değil, bunun bedelinin ne olacağı. Peter Berg bu soruyu çok acımasızca soruyor ve cevabını da aynı acımasızlıkla veriyor.

Mark Wahlberg ve yoldaşlığına inanmanız gereken ekip

Böyle bir film, şu soruya verdiğiniz cevapla ayakta kalır ya da çöker: Bu adamların birbirleri için ateşe atlayacağına inanıyor musunuz? Burada inanıyorsunuz. Mark Wahlberg Marcus Luttrell'i oynuyor ve bu ona tam oturan türden bir rol: az söz, bol beden, bol diş sıkma. Parıltılı bir performans değil ama olması da gerekmiyor.

Yanında Taylor Kitsch, Teğmen Michael "Mike" Murphy rolünde şaşırtıcı derecede güçlü; nihayet sakin bakışlarının bir anlam taşıdığı bir rol bulmuş. Emile Hirsch Danny Dietz olarak ekibin en gergin, en insani noktası. Ben Foster ise Matthew "Axe" Axelson rolünde her zaman yaptığını yapıyor: yanında oturmaktan biraz çekineceğiniz bir yoğunluk. Bana göre Foster filmin gizli silahı.

Arka planda üste ruhu ve sorumluluğu ayakta tutan Yarbay Erik Kristensen rolüyle Eric Bana, ayrıca Alexander Ludwig (Shane Patton) ve Jerry Ferrara (Hasslert) var. Ali Suliman ise ayrıca anılmayı hak ediyor: Mohammad Gulab rolünde filmin en önemli yüzlerinden birini taşıyor. Onun hakkında bilerek fazla bir şey söylemiyorum ama gözünüzü ondan ayırmayın.

Peter Berg yönetmiyor, itiyor

Peter Berg hep gürültülü, terli, ayakları yere basan sinemanın adamı oldu. Hancock ve Savaş Gemisi'nden sonra Son Kalan onun için çok daha ciddi, çok daha ölçülü bir yön. Ölçülü derken sessiz demek istemiyorum elbette. Çatışmalar burada koreografisi yapılmış bir bale değil; neler olduğunu kavrayamadığınız, telaşlı, dehşet verici dakikalar. Bir sonraki kurşunun nereden geleceğini bilmiyorsunuz, tıpkı askerlerin bilmediği gibi.

Asıl mucize ise arazi. Dağ yamacı filmin üçüncü başrol oyuncusu ve Berg bunu çok iyi kavramış. Kameranın hiç acımadığı, koltuğunuzda irkildiğiniz sahneler var: ağırlığı, taşları, kemikleri hissediyorsunuz. Bu dakikaların 2010'ların savaş filmlerindeki en fiziksel anlar arasında olduğunu söylersem abartmış olmam.

Yönetmenliğin tek gerçek zaafı, Berg'ün yaptığı işe zaman zaman yeterince güvenmemesi. Sessizliğin yeteceği yerlerde bile sahneye ekstra bir itki geliyor: biraz ağır çekim, biraz müzikle yükseltme. Nedenini anlıyorum ama gerek yoktu.

Midenizde yankılanan ses

Bu filmi sinemada (ya da en azından düzgün bir ses sisteminde) izlemek için tek bir neden varsa o da ses. Kurşunların çarpması, telsizin cızırtısı, nefes nefese kalışlar, yuvarlanan taşlar: Film sesi sizi köşeye sıkıştırmak için son derece bilinçli kullanıyor. Çoğu zaman görüntüden değil sesten irkiliyorsunuz.

Müzik en iyi geri çekildiği yerlerde işliyor ve uğuldayan, huzursuz bir zemin oluşturuyor. Öne çıkıp duygulara oynamaya çalıştığı yerlerde ise niyet hissediliyor. Yine de ses tasarımı bütün olarak filmin en güçlü yanlarından biri; benim en yüksek puanı verdiğim kısım da bu.

Dengenin bozulduğu yer: bayrağın gölgesi

Bunu söylemeden geçmek olmaz: Son Kalan fazlasıyla Amerikan bir savaş filmi. Yoldaşlığın, sadakatin ve görevin yüceltilmesi zaman zaman öyle bir noktaya kayıyor ki insanları değil, bir ideali izlediğinizi hissetmeye başlıyorsunuz. Vatansever ağdalılığa alerjisi olanlar yer yer göz devirecek.

Bu beni beklediğim kadar rahatsız etmedi, çünkü filmin büyük orta bölümü öyle çiğ ve acımasız ki içinizdeki tüm törensellik havasını söküp atıyor. Ama çerçeve filme yük oluyor; karakterler de tam anlamıyla işlenmiş insanlardan çok arketip gibi. Dağdan önce kim olduklarını pek öğrenmiyorsunuz. Filme göre bu belki önemli değil, bana göre biraz önemli.

Bir not daha: 121 dakikalık bir filmden bahsediyoruz ve şiddet hafife alınacak gibi değil. Kendi başına amaç haline getirilmemiş ama son derece doğrudan; yaralar da hiç güzelleştirilmemiş.

Türün rafında: nereye koymalı?

Modern savaş aksiyon filmleri arasında yerini arıyorsanız, Kara Şahin Düştü'nün çiğ kaosu ile Ölümcül Tuzak'ın sinir bozucu gerilimi arasında bir yerde duruyor. Ridley Scott'ın filmiyle ortak noktası bitmek bilmeyen çatışma hissi (bir de, yeri gelmişken, Eric Bana); Kathryn Bigelow'un filmiyle ortak noktası ise size rahat bir mesafe tanımaması.

Berg daha sonra Mark Wahlberg'le Deepwater Horizon için yeniden bir araya geldi ve tarif orada da aynıydı: gerçek insanlar, felaket boyutunda bir durum, son derece fiziksel bir çekim. Bence Son Kalan bu ikilinin en güçlü ortak işi, çünkü burada dekor en az, taş ve kan ise en fazla.

Kimlere öneriyoruz?

Beğendiysen bunlara da göz at: Kara Şahin Düştü (2001), Ölümcül Tuzak (2008), Savaş Vadisi (2016), Deepwater Horizon (2016), Restrepo (2010)

Sıkça sorulan sorular

Son Kalan neyi anlatıyor?

28 Haziran 2005'te dört Navy SEAL askeri, üst düzey Taliban liderlerini etkisiz hale getirmek için Afganistan'ın Hindukuş bölgesinde Kırmızı Kanatlar kod adlı gizli bir göreve gönderilir. Görev ters gider ve dört asker kendi başlarına kalır.

Son Kalan Türkiye'de ne zaman vizyona girdi?

Film Türkiye'de 28 Şubat 2014'te vizyona girdi.

Son Kalan kaç dakika?

Film 121 dakika sürüyor.

Son Kalan'ı kim yönetti, başrollerde kimler var?

Yönetmen Peter Berg. Başlıca rollerde Mark Wahlberg, Taylor Kitsch, Emile Hirsch, Ben Foster, Eric Bana, Ali Suliman, Alexander Ludwig ve Jerry Ferrara yer alıyor.

Son Kalan'ın orijinal adı ne?

Amerikan yapımı filmin orijinal adı Lone Survivor.

Onunla dağa tırmanacak mısınız, yoksa vadide mi kalacaksınız?

Tırmanın. Son Kalan, kapatırken içinizin ferahladığı bir film değil, ama zaten bunun için çekilmemiş. Peter Berg sizi bir sinema filminin götürebileceği kadar çatışmanın içine sokuyor; başta ürkütücü derecede iyi Ben Foster olmak üzere dört başrol oyuncusu da bu işin gürültüden ibaret kalmamasını sağlayan bağı inandırıcı kılıyor. Ağdalılık yer yer üzerine çöküyor, karakterler daha derin olabilirdi, ama dağ yamacında geçen dakikalar için fazlasıyla değer. Benden sağlam bir 8 puan; yıllar sonra bile midemde hatırlayabileceğim bir film.

Puan: 8,0/10 · Hikâye 7 · Oyunculuk 8 · Yönetmenlik 8 · Görsellik 8 · Müzik ve ses 9 · Duygular 8