Oasis: Don't Look Back in Anger inceleme: beyazperdeyi hak eden bir kardeş savaşının sonu
2009'da biri çıkıp Gallagher kardeşlerin bir gün yan yana oturup aynı kameraya röportaj vereceğini söyleseydi, muhtemelen gülüp geçerdik. Oasis: Don't Look Back in Anger tam da bu imkânsızı, kapalı gişe Oasis Live '25 turnesiyle birlikte kayda geçiriyor. Kusursuz bir film değil, ama bir hayran için kabaca yeniden on yedi yaşına dönüp bir stadyumun ortasında durmak gibi.
Özünü sahnede ve seyircinin yüzünde bulan, coşkulu bir turne filmi. Gallagher kardeşlerin ortak röportajı yüzünden tek başına bile tarihi bir belge niteliğinde.
Film bilgileri
| Yönetmen | Will Lovelace, Dylan Southern |
|---|---|
| Tür | Belgeseller, Müzikal filmler |
| Ülke | İngiliz filmleri, Amerikan filmleri |
Konusu ne: kimsenin üzerine bahse girmeye cesaret edemediği bir dönüş
Filmin çıkış noktası basit ve tam da bu yüzden işe yarıyor. Liam ve Noel Gallagher geri dönüyor, Oasis de 2025'te çağımızın en önemli rock olaylarından birine dönüşen Oasis Live '25 turnesine çıkıyor. Belgesel bu zafer yürüyüşünü küresel ölçekte adım adım izliyor, ama bir yandan da herkesin içinden geçen o soruya dönüp duruyor: bu grup insanlar için ne ifade ediyor ve neden onu hiç bırakamadılar?
Klasik, dramatik bir hikâye kurgusu beklememek lazım. Bu daha çok bir portre ve bir an fotoğrafı: 2025'in belirleyici müzikal anları, kapalı gişe konserler, provalar ve kulis dakikaları yan yana diziliyor. Eski kırgınlıklar üzerine gergin, her şeyin ortaya döküldüğü bir skandal belgeseli bekleyenlere biraz az gelebilir. Ama orada olmanın nasıl bir şey olduğunu hissetmek isteyen doğru yerde.
Liam ve Noel aynı karede: filmin asıl hazinesi
Stadyum konseri ne kadar büyük olursa olsun, filmin en güçlü kozu daha sessiz bir an: Gallagher kardeşlerin 25 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez birlikte verdiği röportaj. Bunun önemi ne kadar vurgulansa az. Bu iki adam bir kuşak için kardeş rekabetinin eş anlamlısı haline geldi, birbirlerine laf sokmaları efsaneleşti, ilişkileri de on yıllar boyunca müzikten çok magazinin konusu oldu.
Tam olarak ne konuştuklarını söyleyip sürprizi bozmayacağım, ama şunu itiraf edeyim: ikisinin yan yana oturduğunu görmek bile herhangi bir şarkı sahnesinden daha sert vuruyor. İçinde biraz beceriksiz, biraz da çok samimi bir şey var ve temelde kutlama üzerine kurulu böyle bir filmde buna gerçekten ihtiyaç var. Bilet almak için tek bir sebebim olsaydı, o bu olurdu.
Bir grubu nasıl çekeceğini bilen yönetmenler
Yönetmen koltuğunda Will Lovelace ve Dylan Southern oturuyor ve bu ikili hiç de yabancı değil. LCD Soundsystem'in veda konserini anlatan Shut Up and Play the Hits onların imzasını taşıyor, yani bir konseri perdede duygusal bir olaya dönüştürme konusunda deneyimliler. Burada da ellerinin değdiği belli: kurgu acele etmiyor, şarkılara nefes alacak alan tanıyor ve kamerayı seyirciye çevirmekten çekinmiyor.
Bence bu sonuncusu filmin en iyi kararlarından biri. Hayranların yüzleri, koro halinde bağırılan nakaratlar, babalar ve çocukları yan yana: Oasis'in kuşaklardır insanlar üzerinde bıraktığı derin duygusal ve kültürel etkiyi en iyi anlatan görüntü bu. Film bunu açıklamaya boğmuyor, sadece gösteriyor.
Ses, görüntü, stadyum: sinemanın hoparlörleri işini yaptığında
Müzik doğal olarak filmin zirvesi, ve bunun tek sebebi Wonderwall ya da filme adını veren Don't Look Back in Anger'ın binlerce kişi tarafından söylendiğinde hâlâ tüyleri diken diken etmesi değil. Ses miksajı hem grubun gücünü hem de kalabalığın uğultusunu aynı anda veriyor ve bu, sinema salonunda evde bir dizüstü bilgisayarın hoparlöründen çok daha değerli. İmkânınız varsa büyük bir salonda, iyi bir ses sistemiyle izleyin.
Görsel taraf, turne filmlerinin alışıldık araçlarıyla çalışıyor: kalabalık panoramaları, yakın plan yüzler, sahne ışıkları, kuliste loş odalar. Devrim niteliğinde değil ama düzgün ve zevkli bir şekilde bir araya getirilmiş. Provalardan alınan görüntüler de ona daha samimi, daha ham bir katman katıyor ve bu filmin ritmine iyi geliyor.
Nerede tökezliyor: fazla kutlama, az sürtüşme
Şimdi gelelim kötü habere. Film dönüşü kutlamayı o kadar istiyor ki zaman zaman soru sormayı unutuyor. Böyle bir hikâyenin arkasında on yıllık bir gerginlik, kırgınlık ve söylenmemiş cümleler var, bunlardan ise çok azı yüzeye çıkıyor. Filmin genel tavrı rahatsız edici olmaktan çok yüceltici. Hayran gözüyle anlaşılır bir tercih, eleştirmen gözüyle ise kaçırılmış bir fırsat.
Diğer sorun şu: gruba bağlılığı olmayan biri için konser bölümleri bir noktadan sonra birbirine karışabilir. Bu film kimseyi yola getirmeye çalışmıyor, zaten inananlar için kılınan bir ayin. Bunu bir kusur olarak yazmıyorum, sadece herkes neye bilet aldığını bilsin diye not düşüyorum.
Kimlere öneriyoruz?
- Tam sana göre, eğer: Oasis hayranlarına, Britpop nostaljisi yaşayanlara ve büyük, kalabalık konser deneyimini seven, Liam ile Noel'in bugün yan yana nasıl göründüğünü merak eden herkese.
- Pas geçsen iyi olur, eğer: Kardeş kavgasının perde arkasını didikleyen, derin ve ifşa edici bir araştırma belgeseli bekleyenlere ya da Oasis'in müziği zaten hiç ilgisini çekmeyenlere.
Beğendiysen bunlara da göz at: Shut Up and Play the Hits (2012), Supersonic (2016), Oasis Knebworth 1996 (2021), The Beatles: Get Back (2021), Stop Making Sense (1984)
Sıkça sorulan sorular
Oasis: Don't Look Back in Anger ne anlatıyor?
Liam ve Noel Gallagher'ın geri dönüşünü ve Oasis Live '25 dünya turnesini; provalar, kulis anları ve hayranların deneyimleriyle birlikte anlatıyor.
Filmi kim yönetti?
Filmi Will Lovelace ve Dylan Southern yönetti.
Filmde Gallagher kardeşlerin ortak röportajı var mı?
Evet, Liam ve Noel'i 25 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez birlikte röportaj verirken görüyoruz.
Bir Oasis konserine sinemada yeniden gitmeye değer mi?
Bir Oasis nakaratında otobüs durağının yarısının sizinle birlikte şarkı söylediği oldu mu? Olduysa cevap evet, mümkünse de en büyük salonda. Oasis: Don't Look Back in Anger izlediğim en cesur müzik belgeseli değil, ama en sıcaklarından biri. Gallagher kardeşlerin ortak röportajı sayesinde de hiçbir hayranın kaçırmaması gereken tarihi bir iz. Yarım yamalak ilgilenen biri için bile keyifli bir akşam; doksanlarda bu şarkılarla büyümüş olanlar ise büyük ihtimalle jenerik akarken de yerinden kalkmayacak ve mırıldanmaya devam edecek.
