Turbo inceleme: Indianapolis 500'de yarışmak isteyen salyangoz ve neredeyse ona inanmamız
Bazı film fikirleri vardır, tek cümleyle anlatınca herkes güler, sonra da bir buçuk saat boyunca kahramanı tutar. Turbo tam olarak böyle: Indianapolis 500'de yarışmak isteyen bir salyangoz. Absürt, gürültülü, zaman zaman tahmin edilebilir, ama gaza öyle bir hevesle basıyor ki ona kızmak zor.
Turbo animasyon dünyasını altüst etmiyor, ama hevesi bulaşıcı bir kahramanla sevimli ve enerjik bir aile filmi sunuyor.
Film bilgileri
| Türkiye'de vizyon tarihi | 13.9.2013 |
|---|---|
| Yönetmen | David Soren |
| Oyuncular | Ryan Reynolds, Paul Giamatti, Michael Peña, Samuel L. Jackson, Luis Guzmán, Bill Hader |
| Tür | Animasyon filmleri, Aile filmleri |
| Süre | 96 dk |
| Ülke | Amerikan filmleri |
Kendi kabuğuna sığmayan bir salyangoz
Turbo'nun temel kurgusu o kadar basit ki neredeyse dahice. Kahramanımız hıza takıntılı, sürat aşığı bir salyangoz ve yerinin yarış pistinde olduğuna yürekten inanıyor. Gelgelelim salyangozlar kimseyi geçmeleriyle bilinmez; yavaş ve içine kapanık salyangoz topluluğu da hep başka bir yerde olmak isteyen bu kıpır kıpır arkadaşlarına şaşkınlıkla bakıyor.
Derken tuhaf bir kaza Turbo'yu daha da hızlı hale getiriyor ve bundan sonrası durmak bilmiyor: hedef, dünyanın en ünlü otomobil yarışlarından biri olan Indianapolis 500'den aşağısı değil. Şansı yok gibi görünüyor, ama film salyangozun zafere nasıl koştuğunu ve bu sırada nasıl bir yıldıza dönüştüğünü anlatıyor. Önceden bundan fazlasını bilmeye gerek yok; asıl mesele yolculuk, ya da bu durumda, yarışın kendisi.
Hikâyenin daha ilk andan açıkça dile getirdiği net bir mesajı var: yeterince hızlıysan her hayal gerçek olabilir. Bu elbette klasik bir Amerikan aile filmi sloganı, ama burada görsel espri, yani doğuştan gelen yavaşlığa karşı başkaldırı, ona küçük bir artı katıyor.
Kulak verilmesi gereken sesler
Turbo'nun gerçekten güçlü olduğu bir alan varsa o da oyuncu kadrosu. Turbo'yu Ryan Reynolds seslendiriyor ve ondan beklediğimiz o havalı, biraz ağzı kalabalık ama özünde iyi kalpli enerjiyi getiriyor. Sesinde hep bir göz kırpma olan oyunculardan biri ve kendi sınırlarını kabullenmeyen bir karakterde bu ona çok yakışıyor.
Yanında Paul Giamatti, Chet rolünde daha ayağı yere basan, endişeli sesi üstleniyor. Giamatti buruk, dertli karakterlerin ustası olduğu için bu eşleşme kendiliğinden işliyor. Michael Peña ise Tito'yu seslendiriyor ve ondan sıcak, coşkulu bir karakter oyuncusu cazibesi taşıyor.
Bir de animasyon filmi için neredeyse israf sayılacak yan karakter ekibi var: Samuel L. Jackson Whiplash, Snoop Dogg Smoove Move, Maya Rudolph Burn, Luis Guzmán Angelo, Bill Hader ise Guy Gagné. Samuel L. Jackson'ın sesi başlı başına bir tür ve onu bir salyangoz filminde duymak bile insanı gülümsetmeye yetiyor. Filmin enerjisinin büyük kısmını bu ekip taşıyor: esprilerin bir bölümü senaryodan, bir bölümü de seslerden geliyor.
David Soren ve görsel bir unsur olarak yavaşlık
Yönetmen koltuğunda David Soren oturuyor ve en iyi yaptığı şey, dünyayı normalde bir ot sapının dibinden gören bir canlının gözünden hızı hissettirmek. Animasyonun en büyük nimetlerinden biri perspektifle oynayabilmek ve Turbo bunu sonuna kadar kullanıyor: minicik yaratık ile devasa, gürleyen yarış dünyası arasındaki karşıtlık filmin en iyi görsel fikri.
Görsel dünya renkli, güneşli, gürültülü; bir yarış filmine tam yakışacak cinsten. Tempo da yerinde: 96 dakikalık süre gereksiz uzamıyor, film hedef kitlesinin uzun ve ağır sahnelerde sabırla oturmayacağını biliyor. Bir salyangozu anlatan filmin en büyük erdeminin hız olması ironik, ama zaten her şey bununla ilgili.
Öte yandan Soren pek risk almıyor. Dramaturji bildik kalıbı izliyor: kimsenin anlamadığı hayalperest kahraman, bir dönüm noktası, yükseliş, büyük yarış. Birkaç aile animasyonu izlemiş olan herkes ana hatları aşağı yukarı tahmin edecektir. Bu bir kusur değil, ama sürpriz de değil.
İşleyen taraflar: mizah, enerji, kalp
Turbo'nun en büyük gücü, kendi absürt fikrini ciddiye alması. Bütün bunların ne kadar gülünç olduğuna sürekli göz kırpmıyor, salyangozu tutmamıza izin veriyor. Çocukların filme bayılmasının sebebi de bu: onlar bunda bir parodi değil, büyük işler peşindeki küçük bir kahraman görüyor.
- Oyuncu kadrosu: sesler karakterlere çok iyi oturuyor, yan karakterler renkli ve sevimli.
- Mesaj: azim, farklılık ve hayaller üzerine çıkarılan ders basit ama samimi.
- Tempo: boşluk yok, film baştan sona hareket halinde.
- Yarış atmosferi: pist sahnelerinin enerjisi perdeden taşıyor, motor gürültüsüyle salyangoz bakış açısının karışımı çok eğlenceli.
Filmin salyangoz topluluğunun yavaşlığını resmetme biçiminde de çok sempatik bir şey var: kötü değiller, sadece farklı bir tempoda yaşıyorlar. Turbo da kendi türünden nefret ettiği için değil, ona biçilen role sığmadığı için isyan ediyor. Bu, bir çocuk filmi için şaşırtıcı derecede güçlü bir fikir ve pek çok küçük izleyici kendini onda bulacak.
Benzinin bittiği yer
Gelelim işin acı kısmına. Turbo iyi bir aile filmi, ama büyük bir film değil. Yetişkin halinizle gözyaşı döktüğünüz ya da yıllar sonra hâlâ konuştuğunuz türden bir animasyon değil. Duygusal doruk noktaları yerli yerinde, sadece tahmin edilebilir; film derin karakterlerden çok atmosfere ve enerjiye yaslanıyor.
Üstelik yarış temalı animasyonların sahası epey kalabalık; konuşan, hız tutkunu kahramanlar dünyası yeni değil ve bu film de kaçınılmaz olarak büyük öncüllerinin gölgesinde koşuyor. Biraz yorulduğu anlarda bu hissediliyor da: bazı espriler senaryonun yaratıcılığından çok yıldız seslere dayanıyor.
Yetişkin gözüyle zaman zaman filmin ne yapması gerektiğini bildiğini ve bunu çalışkanca yaptığını, ama konfor alanının dışına çıkmadığını hissettim. İşin paradoksu, her ne pahasına olursa olsun sınırlarını aşmak isteyen salyangoz, tam da bunu yapmaya cesaret edemeyen bir filmde boy gösteriyor.
Kimlere öneriyoruz?
- Tam sana göre, eğer: Hareketli, neşeli ve olumlu mesajlı bir animasyon arayan ilkokul çağındaki çocuklar ve aileler için; ayrıca yarış atmosferini ve yıldız seslendirmeleri seven herkes için.
- Pas geçsen iyi olur, eğer: Animasyondan derin duygusal katmanlar, cesur bir anlatım ya da yetişkinleri de şaşırtacak sürprizler bekleyenler için.
Beğendiysen bunlara da göz at: Arabalar (2006), Ratatouille (2007), Kung Fu Panda (2008), Flushed Away (2006)
Sıkça sorulan sorular
Turbo Türkiye'de ne zaman vizyona girdi?
Turbo, Türkiye'de 13 Eylül 2013'te vizyona girdi.
Turbo neyi anlatıyor?
Tuhaf bir kazanın ardından daha da hızlanan ve Indianapolis 500 otomobil yarışına katılmaya karar veren hız tutkunu bir salyangozu anlatıyor.
Turbo kaç dakika?
Filmin süresi 96 dakika.
Turbo'nun orijinal versiyonunda kimler seslendiriyor?
Turbo'yu Ryan Reynolds seslendiriyor; ona Paul Giamatti (Chet), Michael Peña (Tito), Samuel L. Jackson (Whiplash), Luis Guzmán (Angelo), Bill Hader (Guy Gagné), Snoop Dogg (Smoove Move) ve Maya Rudolph (Burn) eşlik ediyor.
Turbo'yu kim yönetti?
Filmi David Soren yönetti.
Salyangoz ailecek film gecesinin başlangıç çizgisine geçebilir mi?
Evet, gönül rahatlığıyla. Turbo animasyon filmlerinin tüm zamanlar listesinde zirveye oturmayacak, ama bir pazar öğleden sonrası ailece izlemek için tam gereken şeyi veriyor: enerji, mizah, sevimli küçük bir kahraman ve çocukların da kolayca anlayacağı bir mesaj. Yetişkin olarak bazen bu yolu daha önce başka yerlerde yürüdüğünüzü hissedeceksiniz, ama yıldız sesler ve salyangoz bakış açısı sıkılmamanıza yetiyor. Benden sağlam bir 6, çocuk gözüyle bakınca daha çok 8.
