Kinoster
TR ▾

İnceleme

Tarzan Efsanesi inceleme: Ormanın efendisi takım elbise giyince ve ondan kurtulmak için can atınca

Kanada filmleriİngiliz filmleriAmerikan filmleriFantastik filmlerAksiyon filmleriMacera filmleriKitap uyarlamaları

Tarzan hikâyesine ağaçta değil, Londra'da bir salonda, boynunda kravatla başlıyor ve filmin en iyi fikri de bu. David Yates yüzüncü kez bir köken hikâyesi anlatmak istememiş. Asıl derdi şu: Vahşi adam çoktan beyefendiye dönüşmüşse ve geçmişi bir gün kapısını çalarsa ne olur? Bunun ne kadarının yerine oturduğunu uzun uzun konuşacağız.

6,5/10
Puan
Güzel, ciddi niyetli, yer yer büyüleyici bir macera filmi. Bitirdiği yerden çok daha iyi fikirlerle yola çıkıyor ama yağmurlu bir akşam için fazlasıyla değer.
Hikâye
6
Oyunculuk
7
Yönetmenlik
6
Görsellik
7
Müzik ve ses
7
Duygular
6

Genel puan, altı kriterin ortalamasıdır.

Film bilgileri

OriginalThe Legend of Tarzan
YönetmenDavid Yates
OyuncularAlexander Skarsgård, Christoph Waltz, Samuel L. Jackson, Margot Robbie, Djimon Hounsou, Jim Broadbent
TürFantastik filmler, Aksiyon filmleri, Macera filmleri
Süre110 dk
ÜlkeKanada filmleri, İngiliz filmleri, Amerikan filmleri

Konusu ne? Frakın altında hâlâ vahşi doğa var

John Clayton, Viktorya dönemi İngiltere'sinin şık giyimli, terbiyeli bir beyefendisi. En azından on yıldır görünen tablo bu. Herkes içindeki vahşi adamın sonsuza dek kaybolduğunu düşünürken bir haber geliyor: Eski yuvası Kongo'da kötü şeyler oluyor. Bir maden şirketi acımasızca yeni topraklara uzanıyor ve artık onun eski dostlarını da tehdit ediyor.

Clayton geri dönüyor ve medeniyetin yıkıcı gücüne karşı savaşa giriyor. Bu sırada yavaş yavaş, kat kat, doğduğu kişiye geri dönüşüyor. Üzerindeki kıyafetler parçalandıkça yeniden Tarzan oluyor: ormanın efendisi, vahşi doğanın müttefiki. Kurgu kabaca bu, önceden bundan fazlasını bilmeye de gerek yok.

Temel fikri gerçekten seviyorum. Tarzan efsanesini herkes biliyor: sarmaşıklarda sallanmak, o meşhur çığlık, Jane, maymunlar. Sinemacılar geçen yüzyıl boyunca bunları eskitip tüketti. Burada ise efsanesini çoktan yaşamış ve şimdi istese de istemese de onu yeniden kuşanmak zorunda kalan bir kahraman var. Bu daha olgun, daha melankolik başlangıç, filmin en ilginç anlarını doğuruyor.

Skarsgård: Sessiz bir kas yığını

Alexander Skarsgård, John Clayton yani Tarzan rolünde fiziksel olarak kusursuz bir seçim, bunu kimse tartışamaz. Uzun boylu, sırım gibi, hareketlerinde hayvani bir sabır var. Daha önemlisi, bu adamın kendi medeni derisi içinde acı çektiğine bizi inandırabiliyor. Az konuşuyor, işin büyük kısmını bakışlarına bırakıyor.

Sorun daha çok senaryonun ona çoğu zaman yeterince malzeme vermemesinde. İçine kapanık, ölçülü bir Tarzan kâğıt üzerinde kulağa hoş geliyor ama karakter zaman zaman o kadar suskun ki içinde neler olup bittiğini izleyicinin tahmin etmesi gerekiyor. Yine de zayıf halka o değil. Aksine, büyük fiziksel sahnelerde son derece inandırıcı.

Jane, Williams ve kötü yüzbaşı

Margot Robbie, Jane Porter olarak rolün kâğıt üzerinde istediğinden çok daha fazla ateş getiriyor. Eski filmlerin alıştırdığı, çığlık atıp kurtarılmayı bekleyen hanımefendi değil bu. Mizahı da var, omurgası da. Ne yazık ki hikâye onu ara ara yine klasik başı dertteki kadın kalıbına itiyor, oysa Robbie'nin çok daha fazlasını yapabileceği belli.

Samuel L. Jackson, George Washington Williams rolünde hem filmin kalbi hem de mizah kaynağı. Ormanın çılgınlığına dışarıdan bakan kişi o ve gergin bir sahneyi tam zamanında yapılmış bir yorumla yumuşatmakta ondan iyisi az bulunur. Skarsgård'la ikilisi şaşırtıcı derecede iyi işliyor, maceraya neredeyse bir buddy movie havası katıyor.

Christoph Waltz, Yüzbaşı Leon Rom olarak ondan beklediğimizi veriyor: kibar, ölçülü, ürkütücü derecede sakin bir kötü. Sorun da tam olarak bu. Waltz, Soysuzlar Çetesi'nden beri bu figürü farklı kostümlerle tekrar tekrar oynuyor ve burada da şaşırtıcı hiçbir şey eklemiyor. Profesyonel, keyifli ama unutulup gidiyor. Djimon Hounsou kabile reisi Mbonga olarak güçlü bir varlık gösteriyor, başbakanı oynayan Jim Broadbent ise kısa ama hoş bir renk katıyor.

David Yates ve ciddiyetin ağırlığı

David Yates'in adını çoğu kişi Harry Potter serisinin son dört filminden tanıyor ve o imza burada da hissediliyor: daha soğuk bir renk paleti, ciddi bir ton, görkemli ama kontrollü görüntüler. Yates neşeli macera filmlerinin adamı değil, daha karanlık tonların insanı. Tarzan Efsanesi de böyle bir film olmuş.

Bu hem bir erdem hem bir kusur. Erdem, çünkü film aptalca bir nostalji eğlencesi olmaya çalışmıyor, sömürgeciliğin sömürü düzeni gibi ciddi konuları arka plana yerleştirmeye cesaret ediyor. Kusur, çünkü bir macera filminin ihtiyaç duyduğu hafiflik, akış ve özgür neşe çoğu zaman eksik. Kimi anlarda film önemli olmayı o kadar çok istiyor ki eğlendirmeyi unutuyor.

Yapı da biraz parçalı. Tarzan'ın geçmişinden kareler gösteren geri dönüşler güzel ama zaman zaman bugünkü hikâyenin akışını kesiyor ve 110 dakikalık süre yer yer olduğundan uzun hissettiriyor.

Görsellik: Büyüleyici orman, lastik gibi hayvanlar

Film görsel açıdan karışık duygular bırakıyor. Manzaralar, sisle kaplı ormanlar, nehirler ve devasa kalabalık sahneleri etkileyici, içlerinde gerçek bir büyüklük var. Tarzan nihayet ağaçların arasında özgürce süzüldüğünde film, bu karakteri sevmemizin sebebi olan o kadim özgürlük hissini gerçekten yakalıyor.

Bilgisayarla üretilmiş hayvanlar ise her zaman ikna etmiyor. Goriller ve diğer vahşi hayvanlar bazen göz kamaştırıcı, bazen de piksellerden oluştukları açıkça belli oluyor. Doğayla bağın her şey olduğu bir filmde bu, bir süper kahraman filminde olduğundan çok daha fazla can yakıyor. Müzik ve ses tasarımı ise güçlü: ormanın sesleri, davullar ve büyük orkestra eşliği gerilimi iyi kuruyor.

İşe yarayanlar ve yaramayanlar

Terazi sonunda olumlu tarafa eğiliyor ama sadece biraz. Bu, içinde mükemmel bir film olma ihtimalini de taşıyan, dürüst ve hırslı bir macera filmi.

Kimlere öneriyoruz?

Beğendiysen bunlara da göz at: Tarzan (1999), Greystoke: The Legend of Tarzan, Lord of the Apes (1984), Orman Çocuğu (2016), The Lost City of Z (2016), Mumya (1999)

Sıkça sorulan sorular

Tarzan Efsanesi ne zaman çıktı?

Filmin dünya prömiyeri 2016 yılında yapıldı.

Tarzan Efsanesi kaç dakika?

Filmin süresi 110 dakika.

Tarzan Efsanesi çocuklar için uygun mu?

Film karanlık tonu ve şiddet içeren sahneleriyle daha çok yetişkin ve genç izleyicilere hitap ediyor, küçük çocuklarla izlemek için pek uygun değil.

Tarzan Efsanesi'ni kim yönetti?

Filmi David Yates yönetti.

Tarzan'ı ve Jane'i kim oynuyor?

John Clayton yani Tarzan rolünde Alexander Skarsgård, Jane Porter rolünde Margot Robbie var. Baş kötü Yüzbaşı Leon Rom'u ise Christoph Waltz canlandırıyor.

Tarzan Efsanesi neyi anlatıyor?

Medeni bir hayat süren John Clayton, eski yuvası Kongo'da acımasız bir maden şirketinin yayıldığını ve dostlarını tehdit ettiğini öğrenir. Bunun üzerine geri döner ve yeniden Tarzan'a dönüşür.

Bu Tarzan için bugün de sarmaşıklara tutunmaya değer mi?

Evet, ama beklentileri biraz aşağıda tutarak. Tarzan Efsanesi, oyuncu kadrosu ve başlangıç fikrine bakınca umulan modern klasik olamadı ama bazılarının ilan ettiği gibi bir fiyasko da değil. Skarsgård inandırıcı, Robbie ile Jackson perdeye hayat katıyor ve ormanın efendisinin büyüsünü gerçekten geri getiren sahneler var. Tembel bir akşamda daha ciddi tonlu, gösterişli bir macera arıyorsan bu film seni dürüstçe idare eder. Sadece büyük macera filmleri gibi aklında kalmasını bekleme. Benden iyi niyetli ama net bir 7 alıyor.

Puan: 6,5/10 · Hikâye 6 · Oyunculuk 7 · Yönetmenlik 6 · Görsellik 7 · Müzik ve ses 7 · Duygular 6